22 Haziran 2024 Cumartesi

 KANSER NEDİR? NEDEN OLUR?


KANSER NEDİR? 

Kanser,hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması sonucu oluşan,yakındaki veya uzaktaki başka organlara yayılan,asidik ortamı seven bir hücre topluluğudur.

KANSERİN NEDENİ NEDİR?

Uzun süre sigara ve alkol tüketimi

Vücudun asidik olması

Genetik faktörler

Tehlikeli saatlerde güneş altında kalma

Aşırı dozda röntgen ışınına/radyasyona maruz kalma

Bazı kimyasal maddeler>(katran,benzin,boya maddeleri,asbest,tiner,boya açıcılar,kimyasal içerikli kozmetikler vb.)

Bazı virüsler(HPV,Hepatit)

Hava kirliliği

Aşırı şeker/karbonhidrat tüketimi ve kilo

Yüksek oksijenli dokularda yaşayabilen kanser hücresi yoktur.Kanser hücreleri asidik ve oksijensiz vücutta zor koşullarda yaşama mücadelesi veren akıllı hücrelerden başka bir şey değildir.


Nobel ödüllü Dr.Warburg yaptığı araştırmalarda kanserin oksijen azlığından olduğunu belirtmiştir.


Dr.Warburg şöyle özetliyor;Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar fakat kanser hücreleri oksijensiz yaşayabilir.Hatta bir hücrenin %35  oksijenini kesin kırksekiz saat içerisinde kanserleşebilir.




Oksijensiz yetersizliği vücutta asidik bir ortam yaratıyor.Kanser hücreleri oksijensiz ortamı sevdikleri için oksijensiz ortam nedeniyle oluşan asidik ortamda çoğalmaya başlıyor.Oksijenin fazla olduğu alkali ortamda ise çoğalmaları mümkün olmuyor.

Vücudun asidik-alkali olduğunu PH seviyesi belirler.Bütün fonksiyonları sağlıklı sürdürebilmek için PH seviyesinin daima hafif alkali 7.365 seviyesinde kalması gerekir.

Yediklerimizin vücudumuzdaki pH seviyesini üzerinde etkisi büyük. Alkol, işlenmiş beyaz unlu gıdalar, işlenmiş şeker, et, sütlü ürünler gibi asidik besinler vücudun alkali dengesini bozar ve asidik bir ortam yaratır. Fazla asidik bir pH seviyesi, sadece kanser değil, şeker, kalp, reflü gibi pek çok hastalığın oluşmasına ortam sağlar. Uzun dönemli asidik bir ortam, yaşlanmayı hızlandırır. Robert Young, pH Mucizesi adlı kitabında pek çok sağlık probleminin kaynağında asidik pH seviyesi olduğunu anlatıyor. Çünkü parazitler, kötü bakteriler, virüsler ve candida gelişmek ve yayılmak için asidik bir ortama ihtiyaç duyar. Alkali bir ortam ise tam tersine mikropları nötralize eder.

İÇTİĞİMİZ SUYUN ALKALİ OLMASININ FAYDALARI

Alkamineli suyun faydaları:

✅ Alkamineli su vücut için gerekli alkali mineralleri içerir. Bu sayede hem vücudun pH dengesini hem de mineral ihtiyacını karşılamış olur.

✅ Alkamineli suyun moleküler küme yapısı küçük olduğu için, hücresel seviyede vücudu yaklaşık altı kez daha fazla hidrate eder (su ekler) ve detoks etkisi yaratır.

✅ Alkamineli su, ORP değeri düşük olduğu için her nevi paslanmayı engelleyici yani antioksidan güce sahiptir.

✅ Alkamineli suyun oksijen (O2) içeriği daha yüksektir. Bu sayede vücuda daha fazla oksijen (O2) taşıyabilmektedir.

✅ Alkamineli su vücuttaki birikmiş asidik ve toksinli atıkları dışarı attığı için kilo vermeye yardımcıdır.

✅ Alkamineli su kandaki bikarbonat (HCO3) miktarını koruduğu için yaşlanmayı yavaşlatır.

✅ Alkamineli su iyileştirici gücü sayesinde vücudun enerji seviyesini yükseltir..

✅ Alkamineli su mevsimsel alerjilerin azalmasını sağlar. Bütün bilimsel çevrelerce kabul edilen bir görüşe göre, serbest radikaller kanser oluşumunun en önemli sebepleri arasında yer almaktadırlar. Mineralli Alkali Canlı Su ( Alkamineli su), hücresel seviyede alkaliliği yükselttiği için kanser hücrelerinin oluşumunu ve gelişimini engeller. Peki bu tahribattan vücudumuzu nasıl koruyabiliriz? Cevap oldukça basit!

"Hasta değilsiniz, susuzsunuz. Vücudun sıvı kaybını ilaçlarla tedavi etmeye çalışmayın!" Dr. F. Batmanghelidj

Dinamik şehir yaşantısı hızlı çözümleri gerektiriyor. Zamanla yarıştığımız bu ortamda uzun süreli ve zaman alan çözümler genellikle kabul görmüyor ya da sürdürülebilir olmuyor. Bu durumda pratik ve etkili bir korunma yöntemi olarak içtiğimiz suyu değiştirmek, düzenli olarak Mineralli Alkali Canlı Su tüketmek en sağlıklı çözüm olacaktır . Dünya sağlık örgütünün (WHO) bir deklarasyonunda “eğer her gün düzenli olarak Mineralli Alkali Canlı Su içersek kanser dahil tüm hastalıkların %80 oranında azalacağı tahmin edilmektedir” açıklamasını yapmıştır. Mineralli Alkali Canlı Su içerek yüksek kan basıncı, pre-eklampik toksima, kalp hastalıkları, egzama, alerji, sindirim sistemi problemleri, diyabetikler, obezite, yüksek tansiyon, alzheimer, nöralji, diz kireçlenmesi, kronik yorgunluk, uykusuzluk, astım, hemoroid, bağırsak düzensizlikleri, gastrit, ülser gibi hastalıklardan iyileşen insanlar olduğu rapor edilmiştir. Mineralli Alkali Canlı Su tercih edip kullanmaya başladığınız andan itibaren en geç 2 hafta içerisinde olumlu etkilerini siz de bire bir hissedeceksiniz.

Kaliteli suda üç özelik vardır

1- Litre suda 200mg - 450 mg mineral olmalıdır. 2- Gününüz koşullarında asitli beslenme nedeni ile pH 10 civarında su olmalıdır. 3- Kaynağından çıkan sular damacana ve boruya girince ölür, suyun içilebilmesi için canlandırmak gereklidir. Günlük içtiğimiz suyu canlı, ph 10 ve 84 mineralli hale getirmek için hazırlamış olduğumuz Sole canlı su setini aşağıdaki satın al butonuna basarak siparişinizi hemen verebilirsiniz. Ürün ücretsiz kargo olarak adresinize gelecektir. Merak ettikleriniz ve kullanımla ilgili destek hattımızdan bize her zaman ulaşabilirsiniz.


👉Satın almak için aşağıdaki linke tıklayın veya arayıp bilgi alın/ve kullanım şekli için mutlaka iletişime geçin.

Hemen arayın  📞05461059195

https://www.albatrosshop.com.tr/sole-saglik-maxi-su-canlandirma-seti-1-buyuk-tabla-1-mini-tabla-2-alkamine-ph-damla-TKU969833/



14 Haziran 2024 Cuma

ÜLSER NEDİR? NEDEN GEÇMEZ?

                             

                              ÜLSER NEDİR?






Ülser, mide veya onikiparmak bağırsağının(duedonum)mide asidi ve sindirim sıvıları tarafından hasar görmesi sonucu oluşan bir doku kaybıdır. Ülserin iyileşmemesinin birkaç nedeni olabilir.

1-Helikobakter pilori enfeksiyonu: Bu bakteri, mide astarını zayıflatır ve asidin etkisizleştirilmesine engeller ,bu da ülserin iyileşmesini güçleştirebilir.



2-NSAİİ İlaçlar 

:Aspirin ve antiromatizmal ilaçlar gibi nonsterodial antiinflamatuar ilaçların düzenli kullanımı,mide astarına zarar verebilir.


3-Yaşam tarzı faktörleri:Sigara,alkol,kahve,tüketimi ve stres gibi faktörler ülserin iyileşmesini zorlaştırabilir.

4-Genetik faktörler:Ailesinde ülser öyküsü olan kişilerde ülser görülme riski daha yüksektir.



Ülser tedavisi genellikle enfeksiyonun tedavi edilmesi ve zararlı alışkanlıkların bırakılması ile devam eder. Ülserin tehlikeli sonuçları arasında kanama, tıkanma ve nadiren de olsa kanserleşme riski bulunmaktadır.

Belirtileriniz devam ediyor, şiddetleniyor ve geçmiyorsa hemen danışın.

Sağlığınızı riske atmadan önce harekete geçin ve en etkili tedavi yöntemlerini keşfedin. Hemen aşağıdaki whatsaap ile iletişime geçerek ülser şikayetiniz hakkında size önereceğimiz doğal gıda takviyelerine göz atın.

 Hemen arayın   05461059195




20 Mayıs 2024 Pazartesi

CANDİDA ALBİCANS NEDİR?NASIL ZARAR VERİR?


 CANDİDA MANTARI (CANDİDA ALBİCANS) NEDİR?

Candida mantarı enfeksiyonu, vücutta sağlıklı bakteri ve maya dengesizliği nedeniyle Candida mantarının aşırı çoğalması nedeniyle oluşur.Candida mantarının en çok etkilendiği yerler ağız, bağırsak ve vajinadır.Böbrek,kalp,beyin gibi iç organlarda da enfeksiyona neden olan candida mantarı, şiddetli ağrı,ishal,ağız yaraları gibi belirtilerle görülür. Vajinada,bağırsakta,ciltte ve diğer organlarda ortaya çıkan ağrı, yanma ve iltihaplanmaya neden olan yaygın bir mantar enfeksiyonudur.

Aynı zamanda deri ve mukoza zarını da etkileyerek bağışıklık sistemine zarar verebilir.Vücudun doğal florasında bulunan Candida mantarı kontrolden çıkarsa sağlığı tehdit edebilir.

CANDİDA'NIN AŞIRI ÇOĞALMASININ NEDENLERİ

Rafine şekerli gıdalar ve hamur işi ve mayalı hamur işi tüketimi.

Antibiyotikler,steroidler,doğum kontrol hapları,ağız kuruluğuna neden olan ilaçlar ve sağlıklı bakteri florasını yok eden ilaçları konrolsüz kullanmak.

Diyabet,HİV,Kanser

Hormonal değişiklikler yaşamak

Zayıf ve bastırılmış bağışıklık sistemi.


CANDİDA BELİRTİLERİ NELERDİR?

*Vajina ve dış genital bölgede kaşıntı.

*Cinsel ilişki ve idrar yaparken yanma

*Küçük kabarık şişlikler ve deri döküntüsü

*Tat kaybı

*Kabızlık

*Vajinal akıntı

*Gaz,bulantı ve şişkinlik

*Yorgun ve bitkin hissetme

*Kadınlarda adet düzensizliği

*Erkeklerde meme büyümesi

*Huzursuz bacak sendromu


*Tükenmişlik
*Tatlıya karşı şiddetli arzu
*Ağız kokusu
*Dilde beyaz tabaka
*Bilinç bulanıklığı
*Hormon dengesizliği
*Eklem ağrıları
*Cinsel dürtü kaybı
*Kronik sinüzit ve alerji problemleri
*Zayıf bağışıklık sistemi
*İdrar yolu enfeksiyonu


CANDİDA DİYETİ VE BENTONİT (ÇOK ÖNEMLİ MUTLAKA OKUYUN)

Aşağıdaki öneriler hiçbir şekilde eksiksiz protokoller değildir. Vücudun anayasal zayıflıklarına ve tepkilerine bağlı olarak, bu öneriler değiştirilebilir. Anahtar, şeker, alkol, karbonhidrat ve süt ürünlerinden mümkün olduğunca uzak durmaktır. İlk aşamada, ana odak kandidayı açlıktan öldürmek olduğundan, balık veya tavuk dahil tüm protein türlerinden kaçınılmalıdır.


Birinci Aşama—Candida Temizleme Dönemi (tipik olarak bir haftadan 10 güne kadar)


Tüm tahıllardan, özellikle buğdaydan kaçının.
Hindistan cevizi sütü veya badem sütü hariç tüm proteinlerden kaçının.
Kuruyemiş ve her türlü hazır salata sosu yok.
Meyve alımı minimum düzeyde olmalıdır.
Buğulanmış organik sebzeleri kaldırabildiğiniz kadar yiyin.
Yapraklı yeşilliklerden (marul gibi) veya acı yeşilliklerden (pazı gibi) yapılmış ve üzerine sadece biraz hindistancevizi yağı ve elma sirkesi (veya limon suyu) eklenmiş salatalar yiyin.
Havuç, turp, pancar, tatlı patates ve beyaz patates gibi nişastalı sebzelerden uzak durun.
Kandida ve yan ürünlerin vücuttan atılmasına yardımcı olmak için günde en az 72 ons (2,13 Litre) olmak üzere bol miktarda saf su için.


Toksinleri çevrelemek ve vücuttan etkili bir şekilde çıkarmak için Bentonit Kil kullanın.


Greyfurt çekirdeği ekstresi, B12 Vitamini, D Vitamini, Sarımsak özü, Zerdeçal, Zencefil, Tarçın veya Kekik gibi besin takviyeleri faydalı olacaktır.


İkinci Aşama—Candida Diyeti (8 ila 10 hafta)


Tatlı patates, bezelye, maş fasulyesi, mercimek, barbunya fasulyesi, adzuki fasulyesi, havuç, pancar, mısır, bal kabağı, spagetti kabağı, meşe palamudu kabağı, kabak, sarı kabak, rutabaga ve balkabağı gibi ılık nişastalı sebzeleri yeniden tanıtın.


Bir porsiyon kinoa, arpa, kahverengi pirinç veya amaranth tahıllarından bir gün.
Yeşil yapraklı sebzeleri yemeye devam edin.


Kültürlü süt ürünleri, özellikle kefir ekleyin. Kimchi, lahana turşusu ve diğer fermente gıdalar da
Rafine karbonhidrat ve şekerlerden uzak durmaya devam edin.


C Vitamini, B12 Vitamini, Süt Devedikeni, Kekik Yağı, Karanfil Yağı ve Üzüm Çekirdeği Özü ile vücudu destekleyin.


Candida Ölümü Belirtileri


Bu önerilere uyulursa, hemen hemen herkes kandida ölümü belirtileri yaşayacaktır. Candidalar hızla öldürülürken, vücuda 70 farklı toksin salarak metabolik reaksiyona neden olurlar. Candida ölümünün belirtileri şunlardır:


Bilinç kararması

Baş ağrısı

yorgunluk

Baş dönmesi

Şişkinlik, gaz, kabızlık ve mide bulantısı dahil olmak üzere bağırsak rahatsızlığı

Terleme ve ateş

Sinüs enfeksiyonu

Cilt çatlakları (yüzle sınırlı değil)

Tipik grip benzeri semptomlar

Bu semptomlar genellikle yedi ila 10 gün içinde düzelir.
Tüm semptomlar azaldıktan sonra, protein açısından yüksek, lifli sebzelerden oluşan bir diyet yemeye devam etmeli ve beyaz patates gibi tahılları, meyveleri, şekeri ve yüksek nişastalı sebzeleri sınırlandırmalısınız.

 Fermente sebzeler ve kefirin vücudun dengede kalmasına ve kandidayı uzak tutmasına yardımcı olduğu bilinmektedir.


Vücudumuzu Hızlı ve Kolay Detoksifiye Etme


VÜCUDUNUZU DETOKSLAYIN
İnsan sağlığı sorunları hakkında ne kadar çok araştırma yaparsam, toksisitenin varlığımızın her yönünü nasıl etkilediğini anlamak beni şaşırtıyor.
Kabul edelim: Yaşadığımız çevre giderek daha zehirli hale geliyor ve bağışıklık fonksiyonlarımız endişe verici bir oranda bozuldu. Aslında, bu kadar çok gıda maddesinde bulunan yüksek miktarda koruyucu ve kimyasal bir yana, DNA yapılarımızı doğrudan etkileyen GDO'lardan (genetiği değiştirilmiş organizmalar) birçok toksik gıda tüketiyoruz. Florür ve klor, tıbbi atıklar ve diğer ağır metallerle dolu oldukça kirli su içiyoruz.
Soluduğumuz hava yüzlerce toksik parçacık içerir. Ayrıca Fukushima'dan, yakındaki nükleer santrallerden ve hatta mikrodalga fırınlardan gelen radyasyonun bizi nasıl etkilediği hakkında hiçbir fikrimiz yok. Sonra ara sıra Zika virüsü, Ebola veya SARS gibi yeni salgın korkularıyla karşı karşıya kalıyoruz.
Peşini bırakmayacağım ve kendimizi bu çılgın toksik aşırı yük saldırısından nasıl koruyacağımıza dair kişisel görüşlerimi sunacağım. Bu arada, devam etmeden önce vurgulamam gereken üç altın kural var.
Lütfen buğday, şeker ve süt ürünleri tüketiminizi en aza indirin. En ideal olanı, organik tereyağı ve yoğurt dışında tamamen kesilmesidir.
Bakkal faturanız artacak olsa bile, mümkün olduğunca organik çiğ yiyecekler yemeye çalışın.
Reçeteli ilaçları en aza indirin.
İşte organlarına, kan akışlarına ve hücresel yapılarına gömülü toksik maddeleri çıkarmak için tasarlanmış bazı ucuz, etkili ve güçlü detoks protokolleri. İlgileniyorsanız, lütfen kendi araştırmanızı yapın. Bu detoks protokollerinden herhangi birine başladığınızda bazı Herxheimer reaksiyonları (bulantı, baş ağrısı ve aşırı yorgunluk gibi kısa süreli ilk reaksiyonlar) bekleyin.


Bentonit Kil ve Psyllium Kabukları—ağır metallerden, kimyasallardan, tıbbi atıklardan, hormonal kalıntılardan ve radyasyona maruz kalmaktan kurtulmak için inanılmaz ucuz ve kolay prosedür. Bu prosedürün IBS, Crohn's, ülseratif kolit, Lyme, Lupus, kronik baş ağrıları ve migren, yüksek trigliserit, artrit ve yüksek tansiyon ile baş etmede etkili olduğu bilinir. Bentonit kil, bağırsaklarınıza bağlı eski ölü dışkı maddelerini (mukoid plak olarak adlandırılır) temizler.


Parazit Kaldırma
—Vücudumuzun içinde yüzen parazitlerden, mayalardan ve zararlı bakterilerden ve virüslerden kurtulmanın bir dizi ucuz ve oldukça etkili yolu vardır. Vücudumuzda yaşayan yüzlerce böcekle baş etmenin en etkili yollarından birine Diamaterous denir. Bentonit kil parazit gidermeden önce veya aynı zamanda yapılmalıdır.


Karaciğer/Safra kesesi temizliği—karaciğerimiz kanımızı temizlemekten sorumludur. Kan dolaşımımız temiz olduğunda herhangi bir hastalık olamaz, nokta.
Sağlıklı bireylerde 3-4 ay, sağlık sorunları olanlarda 6 ay ile 1 yıl arasında sürebilir. Bu detoks protokolleri düzenli aralıklarla tekrarlanmalıdır. Düzgün yapılırsa, bu protokollerin herhangi bir kombinasyonu, birçok gereksiz ilaçtan kurtulmanıza, zihinsel berraklığın keyfini çıkarmanıza ve bir enerji dalgalanmasına yardımcı olacaktır.


Videoyu izleyin!

Aysen Dinc (@magazasifa) • Instagram fotoğrafları ve videoları

Candida'dan ve sebep olduğu diğer problemlerden doğal yöntemlerle kurtulmak mümkün.

👉Satın almak için aşağıdaki linke tıklayın veya arayıp bilgi alın/ve kullanım şekli için mutlaka iletişime geçin.


whatsaap 0 546 105 91 95



18 Mayıs 2024 Cumartesi

GEÇİRGEN BAĞIRSAKLA YAŞAMAK BİR KABUS MU?


 GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU NEDİR?

Geçirgen bağırsak sendromu,toksinlerin ve inflamatuar ajanların bağırsak duvarından sızması olarak bilinir.Sağlıklı bağırsakta tüketilen gıdalar sindirilirken bağırsaklar tarafından parçalanır ve küçülen parçalar bağırsak duvarından içeri geçer.Yani sıkı bağırsak yapısı sindirilen gıdaların ve bunlardaki vitamin-minerallerin kana karışmasına izin verirken zararlı maddelerin geçişini engeller.

Bağırsakları çevreleyen bu duvarın sıkılığı yani geçirgenliği bozulduğunda ise bakterilerin,toksinlerin ve sindirilmemiş gıda parçacıkları gibi yabancı maddelerin besinlerle kana karışması söz konusudur.

Bu durumda iltihaplanmaya sebep olur ve bağışıklık sistemi bozulur.

GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU SEBEPLERİ

Bağırsaklarımızda milyonlarca bakteri,mantar,virüsler uyum içinde yaşar ve bu yapıya mikrobiyom denir.Bğırsakları koruyan mikrobiyomların dengesizkikleri geçirgen bağırsak sendromu ya da farklı sorunlarla ilişkilendirilir.

Sağlıklı sindirim sistemlerinde bağırsakları kaplayan astar,bağırsak ve vücut arasında bir bariyer oluşturur.Geçirgen bağırsaklar iltihabi bağırsak hastalıkları ;crohn ve ülseratif kolit,irratbl bağırsak sendromu,çölyak hastalığı gibi kronik sorunlarda  ve SİBO(ince bağırsakta aşırı bakteri üremesi)gibi sorunlarda daha çok görülür.Sebep olduğu düşünülen bazı nedenlerde şunlardır;




*Antibiyotik.nonsteroid anti-inflamatuar gibi uzun süreli bazı ilaç kullanımları.

*Aşırı alkol tüketimi.

*Rafine şekerli,yüksek doymuş yağ oranı yüksek besinlerin aşırı tüketilmesi.


*Genetik miras.


*Psikolojik olarak aşırı stresin bile bağırsak astarında ve emiliminde değişikliğe neden olabileceği belirtilir.


*Ayrıca şu hastalıklarında geçirgen bağırsak sendromuyla ilgili olabileceği düşünülmektedir;

Egzama

Parkinson

Astım

Fibromiyalji

Artrit

Alkol kaynaklı olmayan karaciğer yağlanması

Otizm

Tip1 diyabet

Lupus

Kronik yorgunluk sendromu

HIV/AİDS

Polikistik over sendromu

GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU BELİRTİLERİ

Kişiden kişiye değişmekle birlikte yaygın olarak şişkinlik,yorgunluk,karın ve baş ağrısı gibi semptomlar geçirgen bağırsağın en yaygın belirtileridir.Belirtileri şöyle sıralayabiliriz;

Sindirim sorunları

Hormonal dengesizlik

Otoimmün hastalıklar

Kronik yorgunluk ve fibromiyalji

Cilt sorunları

Besin alerjileri ve hassasiyetleri

Eklem ağrısı


****Doğal takviye edici gıdalar konusunda bilgi edinmek için arayın.


👉Satın almak için aşağıdaki linke tıklayın veya arayıp bilgi alın/ve kullanım şekli için mutlaka iletişime geçin.

Hemen iletişime geçin

                           📞05461059195


Ürünler ilaç olmayıp doğal destek amaçlı kullanıma uygundur.DR.nuza danışınız.

7 Mart 2024 Perşembe

LAKTOFERRİN'İN EKSİK OLURSA NE Mİ OLUR?

 LAKTOFERRİN NEDİR?


   Laktoferrin,süt,tükürük,göz yaşı,burun salgıları,cinsel salgılar,iç organların mukozal yüzeyleri gibi çeşitli salgı sıvılarında yaygın olarak bulunan yaklaşık 80kDa moleküler kütleye sahip bir glikoproteindir.Laktoferrin sütten saflaştırılabilir veya rekombinant üretebilir.İnsan kolostoromu (ilk süt)en yüksek lactoferrin oranına sahiptir.İnsan sütü,ardından inek sütü(150 mg/dl)gelir.

   Laktoferrin,demiri hücrelere aktaran,kandaki ve dış salgılardaki serbest demir düzeyini kontrol eden transferin(demir taşıyan)proteinlerinden biridir.İnsanların ve diğer memelilerin sütünde,kan plazmasında ve nötrofillerde bulunur ve memelilerin tükürük,safra,gözyaşı ve pankreas gibi neredeyse tüm ekzotrin (iç)salgılarının ana proteinlerinden biridir.Sütteki laktoferrin konsantrasyonu kolostrumda 7g/L'den olgun sütte 1 g/L'ye kadar değişir.

   Lactoferrin vücudun bağışıklık sisteminin bileşenlerinden biridir;antimikrobiyal aktiviteye sahiptir(bakteriosit,mantar ilacı)ve esas olarak mukozlarda,doğuştan gelen savunmanın bir parçasıdır.Özellikle lactoferrin,bebeklerde antibakteriyel aktivite sağlar.

   Laktoferrin,DNA ve RNA,polisakkaritler ve heparin ile etkileşime girer ve biyolojik işlevlerin bir kısmını bu ligandlarla kompleksler halinde gösterir.

   Her laktoferrin molekülü,iiki iyon demir,çinko,bakır ve diğer metalleri tersinir olarak bağlayabilir.Bu da vücutta biyometallerin yararlanımı için geereklidir.

LAKTOFERRİN FONKSİYONLARI:

BAĞIŞIKLIK

   Laktoferrin doğuştan gelen bağışıklık sistemine aittir.Demir iyonlarının bağlanması,taşınması dışında antibakteriyel,anti viral,antiparaziter,anti-kanser ve anti-alerjik işlev ve özelliklere sahiptir.


KEMİK-EKLEM

   Laktoferrinin kemik döngüsü üzerinde olumlu etkileri olduğu gösterilmiştir.Kemik erimesini azaltmaya ve kemik oluşumunu arttırmaya yardımcı olmuştur.

   Eklem hastalıkları osteoartrit(kireçlenme)ve romatoid artrit (eklem romatizması) enfeksiyon kontrolü ve kemik dokunun desteklenmesinde laktoferrin seviyelerinin yüksekliği önemlidir.


DEMİR-ENFEKSİYON

Laktoferrin birincil rolü,serbest demiri tutmak ve bunu yaparken bakteri üremesi için gerekli olan temel hammadeyi ortadan kaldırmaktır.Lactoferrin antibakteriyel etkisi,mikroorganizmaaların hücre yüzeyindeki spesifik reseptörlerin varlığı ile de açıklanmaktadır.Enfeksiyon tedavisi icin lactoferrin takviyesi önemlidir.




CİLT ENFEKSİYONLARI

   Akneye(sivilce)sebep olan bakteri  ( probionobacterium acnes) demir kullanarak çoğalır.Lactoferrin demiri hücre içine taşıyarak enfeksiyon gelişimini ve yayılımını azaltır.

   Atopik dermatit-egzama biyofilm çözerek topikal (krem,merhem vs.)tedavilerin etkinliğini arttırır.Bu hastalarda bağırsak onarımı önemlidir.

   Sedef cilt hastalığı gibi görülsede romatizmal bir hasytalıktır.Enfeksiyon kontrolünde ,bağırsak onarımında ve cilt yüzeyinde ki biyofilm tabakanın ekarte edilmesinde önerilir.




HELİCOBAKTER PYLORİ

Lactoferrin,H.Pylori'nin mideye yapışmasını engeller ve bu da sindirim sistemi bozukluklarının azalmasına yardımcı olur.Sığır laktoferrin,H.pylori'ye karşı insan lactoferrininden daha fazla aktiviteye sahiptir.





   BAĞIRSAK SAĞLIĞI

   Laktoferrin direk bağırsak hücresi yapısına katılarak bağırsak hücre sayısı ve aktivitesini arttırır.Doğal prebiyotikyapısı ile probiyotik (lactobasil ve bifidobakteri)büyümeyi arttırır.Enfeksiyon kontrolünü sağlayarak anenflematuar etki gösterir.Biyofilm çözerek tabaka oluşumunu azaltır,emilimi iyileştirir.



 
  ANTİVİRAL AKTİVİTE


   Yeterli güçte laktoferrin,insan ve hayvan virüsleri üzerinde etkilidir.Herpes simpleks(uçuk,siğil,genital siğil) V1 virüsü ve sitemagalovirüs,HIV,Hepatit C virüsü,hantavirüsler,rotavirüsler,poliovirüsler tip 1 insan solunum sinsityal virüsüvs.laktoferrin virüs hücreye girdikten sonra virüs replikasyonunu baskılar.



ANTİFUNGAL AKTİVİTE


Laktoferrin ve laktoferrisin,saçkıran gibi çeşitli cilt hastalıklarından sorumlu olan Ttrichophyton mentagrophytes'in büyümesini engeller.Fırsatçı ağız ve genital enfeksiyonlarında Candida 'nın laktoferrin ve ardından flukonazol(mantar tedavisinde kullanılan bir ilaç)ile sıralı kullanımı için antifungal aktivite gözlenir.HIV ile enfekte hastalar için bu oldukça değerlidir.



ANTİKANSER ETKİ     

  • Sığır laktoferrininin (bLF)antikanser aktivitesi ,sıçanlarda deneysel akciğer,mesane,dil,kolon ve karaciğer karsinojenezlerinde ,muhtemelen sitokrom P450 gibi faz 1 enzimlerinin baskılanmasıyla gösterilmiştir.                                                                                                                               

KİSTİK FİBROZ

Kistik fibrozlu hastalarda azalmış laktoferrin aktivitesine bağlı olarak mikrobisidal aktivite kaybı ve artan biyofilm oluşumu gözlenir.Kistik fibrozda,antibiyotik duyarlılığı laktoferrin tarafından değiştirilebilir.Bu bulgular ,lactoferrinin insan konak savunmasında ve özellikle akciğerde önemli rolünü göstermektedir.

GÖZ HASTALIKLARI

Sjögren sendromu gibi kuru göz hastalıklarında gözyaşı sıvısındaki laktoferrin düzeylerinin azaldığı gözlemlenmiştir.Sjögren sendromu ve diğer kuru göz hastalıklarının teşhini iyileştirmek amacıyla bakım noktasında insan gözyaşı sıvısındaki lactoferrin düzeylerinin arttırılması önerilmektedir. 


KULLANICI YORUMLARI






















Belirtileriniz devam ediyor, şiddetleniyor ve geçmiyorsa danışın.


         

👉Hemen iletişime geçin                                    📞0 546 105 91 95





   


   



3 Mart 2024 Pazar

ÜLSER,GASTRİT NEDEN GEÇMİYOR?




 MİDE BAĞIRSAK HASTALIKLARI  VE YAPILAN YANLIŞLAR NELERDİR?

Reflü hastalığı (Gastroözofageal Reflü)

Gastrit

Mide ülseri (Gastrik Ülser)

Hazımsızlık (Disspepsi)

Kabızlık ve ishal

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı

Kanserler

Çölyak

Helicobacter pylori

NEDEN BU HASTALIKLARA YAKALINIYORUZ?

YANLIŞ TEDAVİLER KALICI HASARLARA YOL AÇAR MI?

MİDE ASİDİNİN FAZLALIĞI MİDEYE ZARAR VERİR Mİ?

MİDE VE BAĞIRSAK HASTALIKLARINDAN DOĞAL YÖNTEMLERLE KURTULABİLİR MİYİZ?

Tüm bu soruların cevaplarını videoda bulabilirsiniz, mutlaka izleyin.



MİDE KORUYUCULARIN YAN ETKİLERİ

  • 1-Kolay ishal olursunuz
    Asit blokeri ilaç kullananlarda dizanteri riski artar.
    2-Enfeksiyonlara daha kolay yakalanırsınız.
    Proton pompa inhibitörü grubu ilaçlar mide asidini %99'a varan oranda azaltır.Asidin koruyucu etkisinin kalkması nedeniyle dışarıdan gelen bakterilere karşı savunmasız kalırsınız.
    3-Kemik erimesi yapar.
    Kalsiyum emilimi devamlı kullananlarda kemik erimesi yapabilir ve kırık riskini %40 arttırdığı saptanmıştır.
    4-Alışırsanız bırakması zordur.
    Bu ilaçlara başlayanların üçte biri bırakınca daha önce olmayan mide şikayetleri ortaya çıktığı için ilacı bırakamıyor devam etmek zorunda kalıyor.
    5-B12 Vitamini ve Magnezyum eksikliği ortaya çıkabilir.
    6-Mide ilaçları zatürre ve kalp krızi geçirme riskini arttırır.
    Çalışmalar asit blokeri kullananlarda zatürre görülme sıklığının dört kat arttığını göstermektedir.Circulation dergisinde yayınlanan bu çalışma ilaçların damar genişlemesini engelleyerek kalp krızine neden olabildikleri yönündedir.











Belirtileriniz devam ediyor, şiddetleniyor ve geçmiyorsa bana danışın.



Hemen iletişime geçin

             📞0 546 105 91 95






DEMİR EKSİKLİĞİ, BAĞIRSAK SAĞLIĞI VE GÖZDEN KAÇAN BÜYÜK GERÇEK

  DEMİR EKSİKLİĞİ, BAĞIRSAK SAĞLIĞI VE GÖZDEN KAÇAN BÜYÜK GERÇEK  Demir eksikliği , özellikle çocuklar ve doğurganlık çağındaki kadınlar ara...